Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma gönlünce kurul!
Sade bir semtini sevmek bile, bir ömre değer.
                                 Yahya Kemal BEYATLI

20 Ocak 2024 Cumartesi…  Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da AK Parti’nin 39 ilçe belediye başkan adayının tanıtım programında yaptığı konuşmanın bir yerinde, “bir şairin diliyle ifade edecek olursam” diyerek, o şairin adını anmadan, şiirden kısa bir bölüm okudu.  Cumhurbaşkanı’nın okuduğu bölüm şöyleydi:

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul!

Bekle bizi.

Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle.

Parklarınla, köprülerinle, kulelerinle, meydanlarınla…

Mavi denizlerine yaslanmış

Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle.

Bekle bizi İstanbul

Bekle!

 Bölümün tamamı okunsaydı eğer, şu 4 dize de okumuş olacaktı; ama okunmadı.

 “Ve bir kuruşa Yeni Hayat satan

Tophane’nin karanlık sokaklarında

Koyun koyuna yatan

Kirli çocuklarınla bekle bizi…”

Cumhurbaşkanı, ayni gün, X hesabından yaptığı paylaşımda da şu ifadeyi kullanmıştı: “İnşallah, 31 Mart’ta İstanbul’da, 5 yıllık fetret devri son bulacak, yeniden şahlanma dönemi başlayacak. Bekle bizi İstanbul!”  İstanbul bekliyor. İstanbul’un bir yere gittiği yok. 31 Mart’ta, İstanbul’da seçimi almak için, çeşitli planlar yapan siyasî partilerimiz, projelerini sunup, vaatlerini sıralayadursunlar, biz yeniden şiire dönelim.

Bu şiir, 1945 yılında yazıldı. “İstanbul” başlığını taşıyan şiir; “SİS” şiirinin ünlü şairi Tevfik Fikret’e ithaf edilmişti. Şiir daktilo edilerek çoğaltılmış, belli bir çevrede gizlice, elden ele dolaştırılıyordu. Altında bir isim olmadığı için –dar bir grup dışında- şiirin kime ait olduğu da uzun süre bilinmedi.

1974 yılında “Bir Gün Tek Başına” adlı bir roman yayımlandı. Yazarı: Vedat Türkali… Yazar kendisine ait olan söz konusu şiiri, kitabının 535. Sayfasında kullanınca, şiirin ona ait olduğu herkes tarafından öğrenilmiş oldu. Onur Akın tarafından bestelenen, Grup Baran ve Edip Akbayram tarafından seslendirilen şiir, bir anda özellikle Türk solunda, devrimci bir marş gibi algılanır ve söylenir oldu.

Vedat Türkali Kimdir?

Asıl adı, Abdülkadir Demirhan’dı. 1919 yılında Samsun’da dünyaya geldi. Sonra mahkeme kararıyla soyadını değiştirip, aile kökeninden gelen “Pirhasan” soyadını aldı. İst. Ün. Ed. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, Konya’da, Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. 1951 ”TKP tevkifatı” olarak anılan olayda, siyasi düşünceleri nedeniyle tutuklanıp 9 yıl ceza aldı. 7 yıl sonra şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı.

İstanbul’a gelip Rıfat Ilgaz ile Gar Yayınlarını kurdu. Yaşar Kemal aracılığı ile tanıştığı, Atıf Yılmaz ve Yılmaz Güney’in yönlendirmesi ile Yeşilçam sineması için senaryolar yazmaya başladı. Senaryoların sansüre takılmaması için, yazı hayatında Vedat Türkali adını kullanmaya başladı. Dolandırıcılar Şahı, Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar ilk senaryolarıydı. Ardından diğerleri geldi: Kara Çarşaflı Gelin, Bedrana, Kopuk, Korkusuz Âşıklar, Sokakta Kan Vardı, Fatmagül’ün Suçu Ne? Ayrılan Yollar, Kızgın Delikanlı, Üç Tekerlekli Bisiklet…

Sonra romanlar: Bir Gün Tek Başına, Güven (2 cilt). Mavi Karanlık, Yeşilçam Dedikleri, Bitti Bitti Bitmedi ve Tek Kişilik Ölüm…

Bir kez daha şiire dönecek olursak… Şiir, 1945 yılında Akşehir’de yazıldı. Merih Hanım, ikinci kez anne olmaya hazırlanırken, Türkali,  çok sevdiği eşini İstanbul’da, o durumda bırakıp, Akşehir’deki görevine dönmek zorunda kalmıştı. Tam da o günlerde,  İstanbul’dan üst üste kötü haberler almıştı. Partisi kapatılmış, yol arkadaşları içeri alınmış… Bu arada –tek iyi haber- kızı Deniz, dünyaya gelmiş… İşte bu karmaşık öfke ve özlem duyguları içindeyken, “İstanbul” adlı şiirini yazan Vedat Türkali, şiirin bir yerinde, içinde bulunduğu ruh halini, şöyle ifade eder:

Ve uzaklardan

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bu günlerde

Sen şimdi haramilerin elindesin.

Plajlarında karaborsacılar,

Yağlı gövdelerini kuma sermiştir…

(…)

Yumurta masallarıyla büyütülür çocukların

Hürriyet yok!

Ekmek yok!

Hak yok!

Kolların ardından bağlandı.

Kesildi yol başların

Rıfat Ilgaz'ın Anısına Rıfat Ilgaz'ın Anısına

Haramilerden gayrısına yaşamak yok!

Bekle bizi İstanbul.

Not: 40’lardan, Vedat Türkali’nin ölüm yılı olan, 2016’ya kadar uzanan zaman diliminde, Türkiye’nin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını, doğru anlamak için, Vedat Türkali okunmalı diye düşünüyorum.

Editör: Haber Merkezi