Mahkeme salonlarından, mahpus damlarından kurtulduğu zamanlarda ise rahat bırakılmıyor, polis tarafından sürekli izleniyordu. Devlet kapısında iş bulması mümkün değildi. Borç harç bir kamyonet aldı. Nakliyatçılık yapmak için. O iş de yürümedi. Sonunda, Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya geçmeye karar verdi. Hapishane arkadaşlarından biri vasıtasıyla kendisini sınırdan geçirebilecek olan Ali Ertekin adlı biriyle görüşüp anlaştı.
Takvimler 2 Nisan 1948 tarihini gösterirken, dağ tepe aşarak vardıkları Üsküp bucağı Salaza köyü yakınlarında biraz dinlenmeye karar verdiler. Sabahattin Ali çömelip eline bir kitap aldı okumaya başladı. Ali Ertekin hemen arkasında ayakta duruyordu, elinde kalın bir ağaç dalı ile. Aniden elindeki sopayla Sabahattin Ali’nin kafasına vurdu. Yana doğru düştü Sabahattin Ali. Tekrar tekrar vurmaya devam etti. Öldüğünden emin olduktan sonra orada bırakıp gitti.
Cesedi tam 73 gün sonra 16 Haziran 1948’de, tesadüfen bir çoban tarafından bulunarak karakola bilgi veridi. Ali Ertekin, askerlikten atılmış, istihbarat elemanlarıyla bağlantısı olan karanlık bir adam. İstanbul polisi, çökerttiği bir insan kaçakçılığı şebekesinin içinde Ali Ertekin’i yakaladı. Suçunu kabul eden Ertekin idamla yargılanırken dört yıla mahkûm oldu, kısa bir süre sonra da serbest kaldı.
Sabahattin Ali’nin 1943’te yayımlanan “Kürk Mantolu Madonna” romanı geçtiğimiz 2025 yılında İngilizce olarak ilk kez yayımlandığında, sadece İngiltere’de 30.000'i aşan satış rakamı ile İngilizlerin ünlü ünlü romancısı “Aşk Ve Gurur” romanının yazarı, Jane Austein’i geride bıraktı. Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan romanları ve Değirmen, Kağnı, Yeni Dünya, Ses, Sırça Köşk adlı öykü kitapları hâlâ en çok okunan kitaplar listesinde yer alıyor.
Şiirlerine gelince… Türkü formatında bestelenen ve dillerden düşmeyen beş şiirinden birer bölüm yazacağım, kararı siz verin. Bundan böyle bu türküleri dinlerken onları yazan kişiyi, değerli bir edebiyatçı ve gerçek bir aydın olan Sabahattin Ali’yi anmadan geçmeyin. Anısına saygılarımla…
LEYLİM LEY
Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni “
Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilâl kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni.
Beste: ve yorum: Zülfü Livaneli
Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler geçmiyor.
Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış,
Geçmiyor günler geçmiyor.
Beste: Kerem Güney Yorum: Ahmet Kaya
Başın öne eğilmesin,
Aldırma Gönül aldırma,
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül aldırma.
Beste: Kerem Güney Yorum: Edip Akbayram
Göklerde kartal gibiydim,
Kanatlarımdan vuruldum,
Mor çiçekli dal gibiydimi
Bahar vaktinde kurudum.
Beste: Ali Ekber EREN Yorum: Volkan Konak
Başım dağ, saçlarım kardır.
Deli rüzgârlarım vardır.
Ovalar bana dardır.
Benim meskenim dağlardır.
Şehirler bana tuzak
İnsan sohbetleri yasak
Uzak olun benden uzak
Benim meskenim dağlardır
Beste: Ali Kocatepe yorum: Sezen Aksu