RÖPORTAJ

Ekrem Varyeter ile röportaj: “Kimin kemiğini kırdım?”

Uzun bir dönem Mustafakemalpaşa’da öğretmenlik ve idarecilik yapan, Kemikkıran lakabıyla tanınan Ekrem Varyeter bu sayımızın konuğu. Lakabından öğretmenlik hayatına kadar biz sorduk, emekli öğretmen Ekrem Varyeter samimiyetle yanıtladı.

Abone Ol
Merhaba Ekrem Bey, sizi tanıyabilir miyiz? 1 Şubat 1950 Mustafakemalpaşa doğumluyum. Lise dönemine kadar Mustafakemalpaşa’da eğitim aldım. Lisede ise ilk yıl Bursa’da sonrasında 1966’da Mustafakemalpaşa’da eğitime başlayan lisede okudum. 1972 yılında ise Bursa Eğitim Enstitüsü Matematik bölümünü bitirerek öğretmenliğime başladım. 1973 yılında evlendim. Mesut ve İhsan Varyeter adında iki oğlum var. İlk eğitim yeriniz neresiydi? Mustafakemalpaşa’ya ne zaman geldiniz? Mezuniyet sonrasında Sivas’a atandım. 1974 yılında Ankara Beypazarı Uruş’a geldim. 1977 yılında ise Mustafakemalpaşa Lisesi’ne tayinim çıktı. 1979 ile 1990 yılları arasında müdür yardımcısı olarak görev aldım. 1991 yılında ise Sedat Karan Anadolu Lisesi’nin kurucu müdürü olarak çalıştım. 16 Ocak 1998 yılında ise emekli oldum. Hatta Sedat Karan Anadolu Lisesi’nin yapımı aşamasında özel bir durum olmuştu. Lisenin projesi 5 katlı olarak yapılsa da ihaleye 4 kat olarak çıkıldı. İnşaatın çatı kısmına geçildiğinde dönem Kaymakamı Ali Ülger ile birlikte bu okulu nasıl 5 kat yaparız diye düşündük. Maliyet çıkıyordu. Sedat Karan’a gittik, o büyük bir destek sağladı. Sonrasında ise makbuzlarla para topladık ve Mustafakemalpaşalıların yardımı ile birlikte maddi anlamda gerekli miktarı elde ettik. 4. kat üzerindeki çatıyı söktürerek 5 katlı olarak okulun yapılmasını sağladık. Emeklilik sonrasında mesleğinizle ilgili neler yaptınız? 1998 yılında bir dershane girişimimiz oldu. 2003’e kadar devam ettirdik ama dershaneciliğin bana göre olmadığını düşündüğüm için ayrıldım. İlçedeki özel okulda 1,5 yıl kadar öğretmenlik yaptım. Eğitim sisteminin uygun olmadığını gördüğüm için öğretmenlik hayatımı noktaladım. Çok erken bir dönemde emekli olmuşsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı? Oğlum Mesut iki yıllık üniversite kazanmıştı. Kayıt döneminde yurt için başvuru yaptığımızda 160 kişilik yurtta oğlum 354. yedekti. Tek maaşlı devlet çalışanı olarak lüks araçlarla çocuklarını yurtlara kayıt yaptırmaya gelenleri gördükten sonra hem üzüldüm hem de kızdım. Ben vatan-millet sevgisi diyerek 25 yıl çalışırken o gün gördüklerim sonrasında emeklilik günüm geldiği gibi emekli olacağım dedim. Eğitim yıllarınızda yaşadığınız pişmanlıklar oldu mu? Şu anda mesleğe devam edecek olsam ya da yeniden göreve başlayacak olsam devlet tek tercihim olur. Ancak 25 yıl sonrasında şartlar gereği bıraktım. Geriye dönüp baktığımda 20 yıllık idarecilik dönemimde öğrencilere karşı sert bir idareci olduğumu gördüm. Bu konuda kantarın topuzunun kaçırdığım dönemler olmuş. Bir de 1990’lı yıllarda bir öğretmen arkadaşımın yaşadığı olayda, bu durumunu net olarak görme fırsatım oldu. Büyüklerim bana “Disiplinin, prensibin olmadığı yerde başarı olmaz” derlerdi. Ancak bu disiplini biraz katı disiplin olarak anlamışım ki biraz sert davranmışım. Bu konuda pişmanlığım var. Eğitim dönemimde yaşadığım olayları Mustafakemalpaşa dışında bir yerde yaşasaydım muhtemelen hep sürgün edilirdim. Ancak Mustafakemalpaşa bana bu konuda sahip çıktı. Öğretmenlik dışında hayatımdaki en büyük pişmanlık ise eşimin çalışmasına müsaade etmemem. 1971 yılında maliyede memur olarak çalışacaktı. Ancak ben izin vermedim. Şimdi keşke izin verseymişim diyorum. Siyasete girmeyi düşündünüz mü? Siyasete girmeyi düşünmedim ancak 1999 yılında seçimler öncesinde bir teklif geldi. Herkesin bildiği işi yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden teklifi geri çevirdim. Siyaseti hiçbir zaman düşünmedim. Kısa süren bir spor hayatınız olduğunu öğrendik. Neden kısa sürdü? Çocukluk dönemlerimizde futbol büyük bir tutkuydu. Kalecilik yapıyordum ve 14 Eylül takımında oynamaya başlamıştım. Ancak bir gün rahmetli amcam gelerek benimle konuştu. Meğer babam onunla haber göndermiş. Amcam, “Baban söyle ona, o bırakmazsa sahaya gelir döve döve çıkartırım onu dedi” diyerek durumu bana aktardı. Spor hayatım da yeni başlamasına rağmen böylece bitmiş oldu. En çok merak edilen sorulardan birisi de lakabınız. Neden “Kemikkıran”? Aslında bu soruyu ben de kendime soruyorum; “Kimin kemiğini kırdım?” Böyle birisi varsa gerçekten çıkıp söylesin. Sertliğin bir sonucu olarak öğrenciler bu şekilde bir isim buldu.  Bunun ötesinde bir şey yok ancak Kemikkıran lakabı üzerimde kaldı. Dünyaya tekrar gelsem tekrar öğretmen olurum ancak öğretmen olarak kalırım. İdarecilik ister istemez farklı bir sorumluluk yüklüyor. Sivas’taki ilk öğretmenlik yıllarımdaki öğrencilerim hala arar, sorar. Öğretmenliği iyi yaptığımı düşünüyorum. Ancak ne kadar sert olursa olsun bu yakıştırmayı uygun bulmadığımı söyleyebilirim. İyi ki öğretmenim dediniz mi? Lise yıllarından itibaren öğretmen olmak istemiştim ve tek hedefimdi. Öğretmenlik bir tutkuydu benim için ve her zaman iyi ki öğretmen olmuşum diyorum. Öğretmenlik konusunda oldukça başarılıydık. Özellikle 1983 ile 1987 yılları arasındaki süreçte Mustafakemalpaşa Lisesi, 2196 lise arasında 112. olmuştu. O dönem çok iyi bir öğretmen grubu oluşmuştu. Dönemin idarecisi Nurettin Sezer de süreci çok iyi yönetmişti. Bugün o dönem öğretmenleri olarak iyi öğretmen olarak gösteriliyorsak, Nurettin Sezer’in katkısı çok büyüktür. Şu anda göreve başlayan bir öğretmen olsaydınız eğer neler söylersiniz? Aslında tam zamanında emekli olmuşum diyorum. Yoksa anlaşmazlıklar yaşanırdı. Öğrencilere demokratik haklar verildi. Ancak o demokrasi elbisesi öğrencilere büyük geldi. Öğretmenlerin bu kadar sıkıntıya sokulmaması gerek. Bu dönemde bu şartlar nedeniyle öğretmenlik yapabileceğimi düşünmüyorum. Meslekte hiç unutamadığınız bir anınız var mı? 1974’te Sivas’ta öğretmenlik yaptığım dönemde ders için sınıfa girmiştim. Tahtada konuşan öğrencilerin isimleri yazıyordu. Ama Yasin Kırkkaya isimli öğrencinin yanında çok fazla x vardı. Yasin bıktırdın beni dedim. Sonrasında elini kaldırım söz istiyorum dedi. “Öğretmenim bildiğim kadarıyla idam mahkûmunun bile son sözü alınır. Son sözümü sormayacak mısınız?” dedi. O böyle çıkışınca tüm sınıf gülüşmüştük, sonrasında derse başlamıştık. Küçük bir çocuk olmasına rağmen onun böyle bir şey demesi hiç unutamadığım anılardan birisi oldu. Gülüşüp çocuklarla eğlenirken onun son sözünü sormayı da unuttum. Ne diyecekti acaba diye arada merak da ediyorum. Son olarak, emeklilik döneminiz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz? Hayatım iki ev arasında geçiyor. Öğretmen evinden evime, evimden öğretmen evine gidip geliyorum. Çok iyi bir arkadaş grubumuz var. Oturup sohbet ediyor, gündemle ilgili konuşuyoruz. Ekrem Bey, paylaşımlarınız için teşekkür ediyoruz. Ben de Paşada’ya o eski günleri hatırlattığı için teşekkür ediyorum. İyi yayınlar.