Nahit Fıratlı Hanım, 1909’da Girit’te dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu İstanbul’un Kandilli semtinde okuyan Nahit Hanım, Orta öğrenimini, Erenköy Kız Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden mezun oldu. Ankara Kız Lisesi’ne, edebiyat öğretmeni olarak atandı. (1929) Öğrencilerine edebiyatı sevdirme konusunda oldukça başarılıydı. 30’lu yıllardaki Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık yüzüydü. Yakup Kadri ve Falih Rıfkı gibi yazarların eşleriyle çok özel dostluk ilişkisi kurmuş, Cumhuriyet balosunda Mustafa Kemal’in masasında oturacak ve kendisiyle dans edecek kadar siyasi elitle yakın durmuş, modern bir Cumhuriyet kadınıydı.
Ankara’da çalıştığı yıllar içinde, ilköğretim müfettişliği ve Devlet Güzel Sanatlar Müdürlüğü gibi görevlerinde bulunmuş olan eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile evlendi. Zeki, kültürlü, başarılı ve güzel bir kadındı. Evlerinde haftada bir gün “edebiyat akşamları” düzenleniyor, pek çok şair ve yazar bu akşamlarda bir araya geliyordu. Bunlar arasında kimler yoktu ki… Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Sabahattin Ali, Necip Fazıl, Nurullah Ataç, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar…
Nahit Hanım böylesi akşamlarda güzelliği ile gelenlerin ilgisini üzerinde topluyordu. Sabahattin Ali ve Necip Fazıl ayni ortamda bulunan bazı genç şairler gibi Nahit Hanım’a karşı hissettikleri duygularını bastıramamış, ona bizzat açılmış hatta kendisine şiirler, mektuplar yazmış; fakat kibarca reddedilmişlerdi. O günlerde Halil Vedat ile olan evliliği pek de yolunda gitmiyordu. Nitekim kısa bir süre sonra evlilikleri sona erdi ve ayrıldılar.
Nahit Hanımi bu ayrılığın ardından, şair Orhan Veli Kanık’la yakınlaştı. Orhan Veli ve Nahit Hanım aşkı, herkesin dilindeydi; ama ortada henüz resmi bir evlilik yoktu. Nahit Hanım, Orhan Veli’nin hem aşkı hem koruyucu meleğiydi. Bu dönem, Orhan Veli’nin “YAPRAK” adlı gerçekten tek yapraktan oluşan şiir dergisinin hem maddi hem manevi yönden en büyük destekçisiydi.
On beş günde bir çıkan bu dergide, Garip Şiir Akımının diğer iki şairi; Oktay Rıfat ile Melih Cevdet Anday yanında, zamanın birçok önemli şair ve yazarlarının da şiirlerine ve yazılarına yer veriliyordu. Orhan Veli’nin sahibi ve yazı işleri müdürü olduğu YAPRAK, (1 Ocak 1949 ile 1 Haziran 1950 ) tarihleri arasında toplam 28 sayı yayımlanabildi. Derginin kapanmasından sonra, haziran ayı ortalarında, Orhan Veli Ankara’dan ayrılıp İstanbul’a gitti. O güne kadar, hiçbir yerde yayımlanmamış şiirlerinin yazlı olduğu iki adet defteri “ölümünden sonra yayımlaması ricası ile” çok güvendiği Nahit Hanım’a teslim etti.
Ayni yılın kasım ayında, kısa bir süre için, tekrar Ankara’ya dönen Orhan Veli, bildiğiniz gibi, Ankara’da bir akşamüstü, belediyenin, gündüz kazdığı; fakat kapatmayıp açık bıraktığı bir çukura düşüp başından hafifçe yaralandı. Olayı fazla önemsemedi. İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra bir arkadaşını evinde fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Akşam, alınan alkolü önceleyen doktorlar alkol zehirlenmesi ihtimali üzerinden giderek yanlış bir teşhis koydular. Şairimiz, o gece –maalesef- hayatını kaybetti. Tarih: 14 Kasım 1950. Daha 36 yaşındaydı.
Cebinden bir kâğıda sarılmış diş fırçası çıktı. Kâğıdı açanlar, üzerinde şairin daha önce yayımlanmamış bir şiiriyle karşılaştılar. Bazı dizeleri okunamayan, yarım kalmış bir şiir… Adı: “Aşk Resmi Geçidi” Şair bu şiirinde, ilk çocukluk günlerinden başlayarak, hayatına bir şekilde girmiş olan; gerçek veya hayali kadınları anlatıyor. Şiirin sonunda anlattığı kadın ise son aşkı olan Nahit Hanım. O’nu şöyle anlatmıştı:
“Hiç kimseye bağlanmadım / O’na bağlandığım kadar / Sade, kadın değil, insandı / Ne kibarlık budalası / Ne malda mülkte gözü var / Hür olsak der / Eşit olsak der / İnsanları sevmesini bilir / Yaşamayı sevdiği kadar”
Şairin ölümünden sonra onun çıkardığı şiir dergisi dostları tarafında “SON YAPRAK” adıyla son kez yayımlandı. Yukarıdaki şiir ise yarım kalmış olsa bile, bu son sayıda yayımlandı. Nahit Hanım, 5 yıllık bir yas sürecinin ardından 1955 yılında, yine ünlü bir şair olan Arif Damar (1925 - 2010) ile evlendi. Bu ikinci evlilik de pek uzun sürmedi. Arif Damar bir başkasıyla evlendi. Nahit Hanım ise hiç evlenmedi.
Ankara Lisesi’nde çalışırken, dönemin “Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin bir baloda yaptığı dans teklifini ret ettiği için Edirne Lisesi’ne sürüldü. Daha sonra İstanbul Haydarpaşa Erkek Lisesi’ne geçti
Nahit Hanım, tıpkı Ankara’da iken yaptığı gibi, İstanbul’da çalıştığı dönemde de hatta emekli olduktan sonra da haftada bir gün, evini ve sofrasını edebiyatçılara açmaya ve “edebiyat akşamları” düzenlemeye devam etti. 19 Mayıs 2002 tarihinde, 93 yaşında İstanbul’da yaşamını yitiren Nahit Hanım, Avrupa Yakası’ndaki Feriköy Mezarlığı’na defnedildi. Yıllar sonra, Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplar kitaplaştırıldı.






