RÖPORTAJ

O ve ekibi zamanla yarışıyor, hayat kurtarıyorlar.

Mustafakemalpaşa’nın ilk kadın ambulans şoförü Elif Çetin, mesleğe nasıl başladığını ve sonrasında neler yaşadığını PAŞADA'ya anlattı. Ve onun tek bir dileği var "Cinsiyet Ayrımcılığının” sona ermesi.

Abone Ol
Elif Hanım sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba ben Elif Çetin 39 yaşındayım. 2 kız çocuk annesiyim. Halen ambulans şoförü olarak çalışıyorum. 2012 yılında Bursa merkezde acil tıp teknisyeni olarak görev yapıyordum. Yani ambulansın arka kabininde görevliydim. Müdürlük tarafından ATT personelinin görev tanımı içine sürücülükte dahil edildi. O dönemki idarecilerimin “bu işi yapmak zorundasın’’ demesi üzerine ve ailemin de bu konuda bana destek vermesiyle bu macera başladı. İki yıldır da Mustafakemalpaşa’ da devam ediyorum işime. Sizin için seçim yapmak zor olmadı mı? Aslında dediğim gibi benim seçimime sunulan bir şey olmadı. “Yapın”’ dediler ve başladık. O dönem iki kadın şoför olarak başladık. Uzun bir öğrenme süreci yaşadık. Bir yılı aşkın bir süre çeşitli eğitim ile hazır hale geldik. Öğrendiğimizi sandık ama her yaşadığımız olaydan yeni bir şeyler öğreniyoruz. Vatandaş sizi görünce durumu nasıl karşılıyor ? Ben aynı dönemde başladığım arkadaşım ile Bursa’nın ilk iki, Mustafakemalpaşa’nın ise ilk kadın ambulans şoförüyüm. Genel olarak Mustafakemalpaşa’da çok sıcak karşılandım. Mesela bu Bursa merkezde böyle değildi. “Biz ambulanstan önce hastaneye geldik, hastamız yolda öldü, çünkü ambulans şoförü kadındı” diye bir konu oldu. Ama işin özü o şekilde değil vakanın durumuna göre arkada yapılan müdahaleye göre hızımızı ayarlamak zorundayız. Arka kabinde vakaya yapılan müdahaleyi göz önünde bulunduruyoruz. Bazen trafikte erkeklerin bana karşı bir ajitasyon yaptıklarını da görmüyor değiliz. Yaşadığınız ilginç bir olay var mı? Çoğunlukla vakaya gittiğimiz zaman, şoför nerede diye soruyorlar. “Şoför benim”’ dediğimde hastayı nasıl taşıyacağız erkek şoför yok mu? gibi diyaloglar yaşıyorum. Geçtiğimiz günlerde fakülteye bir sevke gittik, aracın içinde otururken yaşlı bir amca camı tıklattı sanırım aracı kullanırken gördü beni “uçakta kullanıyor musun” dedi. “Yok henüz o ehliyeti almadım” diye cevap verince oda bana “sen onu da kullanırsın” yanıtını verdi. Bazen durakta kalabalık halde bekleyenler beni görünce alkışlamaya başlıyor, bu tür şeyler yaşadığınız güzel olaylar. Mustafakemalpaşa’nın en korkusuz kadınları desek size yanlış olmaz sanırım, çünkü her olayın içine ilk önce giren sizlersiniz? Çok doğru, bir olay olduğu an ne ile karşılaşırız düşüncesini arka planda bırakıp, hayat kurtarma içgüdüsü ile olay yerinde oluyoruz. İlk başladığım zamanlarda aslında bazı çekinceler vardı. Bir eve gittiğimizde acaba orada başımıza birşey gelir mi diye düşünüyordum. Bazen olası bir sorunda ekiplere haber verme durumunu dikkate alıp bir kişi dışarıda kaldığımız oluyordu. Cesaret isteyen bir iş yani. Eylül ayı için aldığınız bir ödül var, bundan bahseder misiniz? Sivil Gündem Platformu tarafından iki farklı kategoride düzenlendi. Ben ilk önce Rol Model kategorisinde aday gösterildim. Burada kişiler baz alınıyordu. Fakat bizim yaptığımız iş bir ekip işi, o yüzden ben ekip olarak değerlendirmenin yapıldığı “Fark Yaratanlar” kategorisinde yer almanın daha etik olacağını düşündüm. Yapılan değerlendirmelerde Fark Yaratanlar kategorisinde 112 Ambulans Ekibi Elif (Çetin, Gözde Özdoğan ve Büşra Yumurtacı, Burcu Ufuk Vancı) olarak ödüle layık görüldük. Yaptığınız işte sizi en çok zorlayan şey nedir? Beni en çok zorlayan cinsiyet ayrımcılığı, başka zorlayan hiçbir şey yok. Vakanın durumu ne olursa olsun o işin üstesinden gelebiliyoruz ama hasta yakınlarının kadın olduğum için gösterdikleri tepkiyi aşmak en zoru. Bir spor müsabakasında yaşanan sakatlık için olay yerine gittiğimde, geç kaldığımız için büyük tepki gördük. Orada kendimi anlatmama izin verilmedi. Çünkü kafalarında kadın ambulans şoförü olduğumdan dolayı bir ön yargı vardı. Aslında vaka bize haber verildiğinde hastaneye sevk etmemiz gereken başka bir hastamız vardı. Onu bırakıp maçın olduğu yere döndük, bu yüzden yaşanan bir gecikmenin faturası yine bize çıktı. Psikolojik olarak çok zorlayıcı bir iş yapıyorsunuz, dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Bir sağlık personeli olarak buna cevap vereyim, ilk başladığım yıllarda gerçekten alışmak çok zor oldu. Birçok olayın etkisinden kısa sürede kurtulamadım. Mesela beni en çok etkileyen olaylardan biri, cinayet suçundan dolayı müebbet hapis cezası almış bir mahkuma enjeksiyon yapmaktı. Orada yaşadığım olay beni çok etkiledi, günlerce onun etkisinden çıkamadım. Tabi daha sonraları bunun bir iş olduğu fikri zihnimize yerleşti. Artık sıradan bir hal aldı. Gün içinde yaşadıklarımı aileme ya da yakın çevreme anlatmamaya başladım, işimi yaptım ve bitti oldu. Durumu çok kötü olan bir vakaya gittiğimizde o an aklımızda sadece onu kurtarma düşüncesi var. Olay yerinde müdahale ediyoruz, alıp onu hastaneye teslim ettikten kısa bir sonra yaşadıklarımızı anlama ve değerlendirme şansımız oluyor. İşte o aşamada ben ne yaptım, nasıl yaptım” diyoruz. Zaten bu şekilde olmazsa doğru karar verip, doğru müdahaleyi yapamayız. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? İşimle ilgili bir dileğim var “Cinsiyet Ayrımcılığının’’ sona ermesi. Bu durum ile uğraşmaktan vakaya odaklanamıyoruz. Bu düşünce, her alanda insanların kafasından çıkmalı. Kadınlar her işi en güzel şekilde yaparlar. Umarım hiç kimsenin bize ihtiyacı olmaz ama, eğer bir gün karşılaşırsak sizlerde bize yardımcı olun.