Romanlar, şiirler, çocuk kitapları ve anılar derken, toplamda 60 kitap yazdı. Fakat bu toplumun büyük bir kesimi onu, sadece Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak biliyor. Hababam Sınıfı, Turhan ve İlhan Selçuk kardeşlerin çıkardığı “Dolmuş” adlı mizah dergisinde tefrika şeklinde yayımlanırken, yazar yasaklı olduğu için, adını bile kullanamadı. Yedek oto lastiği anlamındaki, “STEPNE” takma adıyla yazmak zorunda kaldı.

O, bir öğretmendi. Bir gün, bir şiir kitabı yayımladı, ne olduysa ondan sonra oldu. 1944 yılı başlarıydı. SINIF adlı ikinci şiir kitabı yeni basılmıştı. 19 şiirin yer aldığı 64 sayfalık bu kitap, piyasaya sunulduğunun 25. gününde, sıkıyönetim tarafından toplatıldı. Sakıncalı bulunmuştu. Ne demek efendim Sınıf? Üstelik kitap kırmızı kapakla çıkmış. Bu yetmezmiş gibi, bir de DEVRİM Kitabevi tarafından basılmış.

O dönemi anılarında şöyle anlatıyordu: “Adım komüniste çıkmıştı. İzleniyordum. Yerim yurdum, ne olacağım belli değil. Üstelik verem gibi bulaşıcı bir hastalığım var. “ İşte tamda o günlerde, evine doğru giderken kapıda iki polisin beklediğini gördü. Hemen geri döndü.  Verem hastası olduğu bilindiği için, kolayca 2 aylık rapor alarak izini kaybettirdi. İki buçuk ay sonra emniyet müdürlüğüne giderek teslim oldu.

“SINIF” kitabı ile komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle, yargılanan öğretmen, bu yargılama sonunda, kitabı inceleyen bilirkişinin “kitapta bir suç unsuru bulunmamıştır” açık beyanına rağmen, suçlu bulunarak, TCK 141/1’den 6 ay hapis ile cezalandırıldı. Cezasını tam olarak çektikten sonra, dışarı çıktığında, hem öğrencilerini hem öğretmenliğini kaybetmişti.

Bu arada sağlığı da iyice bozulduğu için tedavi amacıyla, Heybeliada Sanatoryumuna yattı.1946’da kısa bir süre öğretmenliğe dönse de 1947’de bu hakkını tamamen kaybetti. Artık bundan böyle, tamamen bir yazar ve şair olarak hayatını kazanmak zorundaydı.

Bu alanda da çok başarılı oldu. Kastamonu Lisesi ve öğretmen okulunda geçen öğrencilik anılarından yola çıkarak yazdığı “Hababam Sınıfı” adlı romanını 1965 yılında İlhan Selçuk’un önerisiyle oyunlaştırdı. Ulvi Uraz tarafından sahneye aktarılan Hababam Sınıfı, tiyatroda, tam üç hafta, kapalı gişe oynadı.

Hababam Sınıfı 1974 yılında Ertem Eğilmez ve Umur Bugay senaryosu ile sinemaya aktarıldı. Bir koyundan iki post çıkmaz derler ama sinemacılar,  filim çok tutulunca, tek romandan, 6 Hababam filmi çıkarmayı başardılar. Bu arada,  “Yıldız Karayel” romanı ile Rıfat Ilgaz, Orhan Kemal Roman Ödülünü aldı. “Karartma Geceleri” sinema yönetmeni Yusuf Kurçenli tarafından filme alındı. Tarık Akan ve Nurseli İdiz’in oynadığı film, 1991’de 9. Uluslararası İstanbul Filim Festivalinde “en iyi Türk filmi” seçildi. Bir zamanlar yasaklanan roman 2004’te MEB’i “100 Temel Eser” listesine girdi.

Rıfat Ilgaz’ın, yakın tarihimize ışık tutan anılarını içeren “Karartma Geceleri” adlı eserini özellikle genç okurlarımızın okumasını isterim. Çünkü O,  biz okurlarına; roman, öykü, oyun ve şiir gibi farklı edebi türlerde seçkin eserler bıraktı.   Rıfat Ilgaz (1911-1993) 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde katledilen başta; yazar, eleştirmen, şair ve çevirmen, Asım Bezirci (1927-1993)  olmak üzere pek çok dostunu kaybetmenin derin acısı ile bu olaydan 5 gün sonra, İstanbul’da yaşamını yitirdi. Kendisini,rahmetle ve Saygıyla anıyorum.

    TÜRKÇEMİZ

Annenden öğrendiğinle yetinme!

Çocuğum Türkçeni geliştir.

Dilimiz öylesine güzel ki

Durgun göllerimizce duru,

Akarsularımızca coşkulu.

Ne var ki çocuğum

Güzellik de bakım ister.

Önce türkülerimizi öğren

Seni büyüten ninnilerimizi belle.

Gidenlere yakılan ağıtları…

Her sözün en güzeli Türkçemizde.

Diline takılanları ayıkla,

Tıpta Bayram,Tıp Bayramı Tıpta Bayram,Tıp Bayramı

Yabancı sözcükleri at!

Bak devrim ne güzel

Barış ne güzel.

Dayanışma, özgürlük,

Hele bağımsızlık…

En güzeli sevgi.

Sev Türkçeni çocuğum.

Dilini sevenleri sev!

                                                              Rıfat Ilgaz

Editör: Haber Merkezi