MUSTAFAKEMALPAŞA

Sakallı Celâl Kimdir?

Celâl Yalınız, (Sakallı Celâl), Mektebi Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunu. Tevfik Fikret’in öğrencisi, Nazım Hikmet’in öğretmeni. Gerçek bir Osmanlı Paşasının üç oğlundan biri.

Abone Ol

Babası, Hüseyin Hüsnü Paşa (1856-1926) 2. Abdülhamit döneminin Bahriye Nazırı… 93 Harbinde savaşmış, 31 Mart ayaklanmasını bastırmak üzere, Selânik’ten İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’nun ilk komutanı.

Celâl Yalınız (1886-1962) 1907’de Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra devlet bursuyla Siyaset Bilimi okumak üzere Fransa’ya gönderildi. O, makine mühendisliği bölümünde okumak istiyordu. Ailesi bu isteğini kabul etmedi. “Devletten daha mı iyi bileceksin. Devlet ne diyorsa onu okuyacaksın” deyince; “Boş yere devletin parasını harcamayayım bari” diyerek okuldan ayrıldı. Ailesine olan tepkisini göstermek için de o günden başlayarak, sakal bırakmaya karar verdi. Bir süre Paris’te sanat çevresinde takıldıktan sonra yurda döndü.

Döndükten bir süre sonra, Fransızca öğretmeni olarak Üsküp’e gönderildi. Fransa’dan futbol topları getirterek öğrencilere futbol oynatınca (top oynamak günahtır) diye düşünen tutucu çevrelerin tepkisiyle karşılaştı. Okulu bırakıp tekrar Türkiye’ye döndü.

Bu kez Kastamonu Lisesi’ne atandı. Orada, Fransızca dersi yanında tarih ve hayat dersleri de vermeye başlayınca tepki gecikmedi. “Dini bütün bir yerde başı açık geziyor, Fransız Devrimi’ni anlatıyor çocuklarımıza ayak topu oynatıyor” diyerek şikâyet edilince, müdür yardımcısı göreviyle Ankara Lisesi’ne gönderildi.

Ankara Lisesi’nde; “Çocuk din dersini ailesinde de camide de öğrenebilir; ama Fransızcayı öğrenemez” diyerek din dersi saatlerini azaltıp Fransızca ders saatlerini artırdı. Bir de İstanbul’da ilk kez bir bayan öğretmen getirtip atamasını yaptırınca, bakanlıkla ipler tam koptu. Öğretmenliğinin sonu oldu bu. O da Aydın’a gidip bir incir fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Bu kez başka sorunlar çıktı.

İşçilere sendikalaşmayı, köylülere kooperatifleşmeyi anlatmaya çalışınca, şikâyetler başladı. İşin içine işçi sorunu karışınca, komünist olmakla suçlandı. Evi polisçe basıldı. Duvar asılı Marks’ın portresini “O, rahmetli babam olur” diyerek atlattı. Polislere. “Ne arıyorsunuz?” deyince polisler,” sen komünistsin ya gizli belge arıyoruz” derler. Bunun üzerine işaret parmağını şakağına koyarak: “O aradıklarınız bunun içinde” der. Polisler çıkıp giderler.

Sakallı Celâl çok sevdiği öğretmeni Tevfik Fikret’in: “ Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin” sözünü kendine ilke edinmiş gibi yaşadı. Hiç evlenmedi. Kimseden yardım dilenmedi. Soylu bir aileden geldiğini, hiçbir zaman hissettirmedi. Soyadını bile “Yalınız” olarak aldı. Fakat yaşadığı sanat ve edebiyat dünyasında dostları onu hiç yalnız bırakmadı. O, her zaman dost sofra ve sohbetlerinin aranan insanıydı. Dünyadan ayrılırken, ardında hiçbir kitap yahut yazılı belge bırakmadı; ama dostlarının bize ilettiği anektotları ve felsefi sözleri onu günümüze taşımaya yetti.

Son günlerinde, az bir ücret karşılığında, Bomonti’deki küçük bir okulun kütüphanesinde çalışıyordu. Mükellef bir sofrada onun gelmesini bekleyen dostları, geciktiğini görünce merak edip çalıştığı okula gittiler. Kapıyı açtıklarında orada ölmüş olduğunu gördüler. Tarih 11 Haziran 1962… Aşiyan Mezarlığı’nda sevdiği öğretmeni Tevfik Fikret’in kabrinin yanına defnedildi. Mezar taşına “ Sakallı Celâl yazıldı ve altına şu mısra eklendi: “ Bağban Bir Gül İçin Bin Hâre hizmetkâr olur.”

SÖZLERİNDEN BİR DEMET:

“Bu kadar cehalet; ancak tahsil ile mümkündür.”

“Tanzimat ilân ettik olmadı, meşrutiyet ilân ettik olmadı, Cumhuriyeti getirdik yine olmadı. Bir de ciddiyet mi ilân etsek, ne dersiniz?”

“Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz.”

“Bizde, âlim yetişmiyor diyorlar. Yetişeni ne yaptık ki yetişeceğe hayrımız dokunsun

“Bahçıvan bir gül için bin dikene katlanır.”

“Her bildiğini çok iyi bildiğini sanan insan, makbul insan değildir.”

“Bizde aydın geçinenler, doğuya doğru seyreden bir geminin güvertesinde batıya doğru koşturarak “Batılılaştıklarını” sanıyorlar.”

NOT: Onu bütün yönleriyle tanıtan kitap Orhan Karaveli tarafından yazıldı. Kitabın adı: “Sakallı Celâl: Bir Bilinmeyen Ünlünün Yaşam Öyküsü.”

{ "vars": { "account": "UA-125316413-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-BHCP4964Q9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }