Hasretinle yandı gönlüm
Yandı yandı söndü gönlüm
Evvel yükseklerden uçtu
Düze indi şimdi gönlüm.
Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Bin bir dertle doldu gönlüm
Türk Halk Müziği’ne gönül verenlerden biriyseniz eğer, bu sözleri okuduğunuzda mutlaka değerli sanatçımız rahmetli Edip Akbayram’ı anmış olmalısınız. Çünkü bu türküyü yakın zamanlarda en çok ondan dinledik ve bu türkü kulaklarımızda onun sesiyle yer etti. Oysa çok çok önceleri bu türküyü en güzel şekilde yorumlayan, radyo sanatçısı SEHA OKUŞ’TU. Kendisini 26 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da sonsuzluğa uğurladık. 98 yaşındaydı… Rahmetle ve saygıyla anıyorum.
Seha Okuş, 7 Nisan 1928’de İstanbul’da dünyaya gelmişti. Ortaokuldan sonra, İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’ne kaydoldu. 1958 yılında bu kurumdan mezun olduktan sonra, 35 yıl boyunca İstanbul Radyosu’nda “Yurttan Sesler” sanatçısı olarak çalıştı. Radyo dışında ise, Türk Sineması’nın “DÖNÜŞ, MAHPUS, TOPRAK ANA, AÇLIK VE KUMA” gibi kült filmlerinin müziklerini yaptı. Böylece, Seha Okuş’un, o duygu yüklü, hüzünlü sesiyle hayat bulan türküler, filmler üzerinden giderek ülkenin dört bir yanındaki Anadolu insanı ile buluştu.
Zaten o yıllarda dünyaya açılan iki pencere vardı: radyo ve sinema… Özellikle radyo… Bizler radyo çağı çocuklarıydık. Muazzez Türüngler, Aliye Akkılıçlar, Nezahat Bayramlar, Ahmet Sezginler, Yıldıray Çınarlar, Nuri Sesigüzeller ve daha niceleri… Nüfusunun %80’ni kırsalda yaşayan ve bir tarım ülkesi olarak anılan o günün Türkiye’sinde; bu değerli radyo sanatçıları, bırakın kendilerini, fotoğraflarını dahi görmeden, sadece sesleriyle gördük ve sesleriyle sevdik.
İşte, o güzel insanlardan biri ve ayni zamanda tiyatro ve sinema sanatçısı, Müjdat Gezen’in halası olan Seha Okuş, emekli olduktan sonra da müzikten hiç kopmadı. Yeğeninin, İstanbul’da açtığı “MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ’NDE” (MSM) halk müziği bölüm başkanı ve repertuvar hocası olarak uzun yıllar görev yaptı. Sonra Anadolu Yakası’ndaki evine çekildi. Yalnız yaşıyordu. Bu yalnızlık ve unutulmuşluk günlerinde, devletin kendi sanatçısına yapamadığı jesti, “Kalan Müzik;” yaptı. Usta ismin sanat yaşamını ölümsüzleştirmek adına 2002 yılında onun için “Hasretinle Yandı Gönlüm” ad,17 eserinden oluşan bir albüm çıkardı.
Burada, Seha Okuş’un yeğeni Müjdat Gezen için de bir parantez açmak zorundayım. (Müjdat Gezen (1943) tiyatro, sinema, dizi oyuncusu; şair, yazar, eğitmen gibi çok yönlü bir kültür insanı. Sanat ve edebiyat adına çok güzel şeyler yaptı. Fakat İstanbul’da açtığı, kendi adını taşıyan, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin tüm bu yaptıkları ve yapacakları arasında apayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Bu ülkede, hiçbir ayırım yapmadan, yetenekli halk çocuklarına el uzatan, onlara normalde ulaşamayacakları olanaklar sunan, dört yıl boyunca en yetkin eğitimcilerden, üstelik tam bursu olarak sanat eğitimi almalarını sağlayan böyle bir kurumu kurmuş olan Müjdat Gezen’i saygıyla selamlıyorum. Türkiye’de ücretsiz konservatuvar eğitimi veren tek kurumdur bu. Başka bir örneği yok. Teşekkürler Sayın Müjdat Gezen.)
Seha Okuş’un ölüm haberini kızımdan (Esma Oğuzer) aldım. Telefonda sesini duyduğum anda, kendisinin çok üzgün olduğunu anladım. Üzgün olması da normaldi. Çünkü kızım da 2000-2004 yılların arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tam burslu olarak halk müziği eğitimi almıştı. Seha Hanım da o bölümün saygın öğretmenlerinden biriydi. Sanatçının eski öğrencileri öğretmenlerini bu son yolculuğunda yalnız bırakmamış, Zincirlikuyu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilen öğretmenlerine karşı son görevlerini yerine getirmişlerdi.

O grup içinde yer alan kızım, daha sonra o günkü duygularını yazılı olarak benimle paylaşmıştı. Yazımı, kızımın o duygu yüklü kısacık notu ile bitirmek istiyorum.
“2000-2004 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezinde halk müziği eğitimi aldım. Seha Okuş öğretmenimiz o dönemde hayatımıza dokundu. Dört yıl boyunca, repertuvar derslerimize girdi. Müziğe olan tutkusu, engin repertuvar ve nota bilgisi, naif kişiliği ve öğrencilerine olan sevgisiyle bizleri kendisine hayran bırakmıştı. Şarkı söylemek en büyük tutkusuydu. Ne şanslıyım ki dört yıl boyunca, onun o güzel sesinden türküler dinledim. Sevgili öğretmenim, hayatıma yön verdiğiniz için size minnettarım. Devriniz daim, ruhunuz şad olsun.”







