2- 17 Eylül 2026 Merhum Adnan Menderes’in idam edilişinin 65. Yıldönümünde Topkapı’daki anıt mezarı önünde yapılan anma töreninde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi konuştu.

3- Tarih, 22 Eylül 2026. Dünya liderlerinin bir araya geldiği New York’ta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda konuştu.

Bu üç farklı yerde ve üç farklı zaman diliminde gerçekleşen gönderi ve konuşmanın ortak noktası neydi? Her üçü de ayni şairin ayni adlı şiirini okudu. Bugünkü yazımda, o değerli şairimizden söz etmek istiyorum. Fakat gelin önce o şiiri birlikte okuyalım.

Tarihi Binada Önemli Buluşma
Tarihi Binada Önemli Buluşma
İçeriği Görüntüle

“ Onlar Sanıyorlar ki biz sussak / Mesele kalmayacak / Hâlbuki biz sussak / Tarih susmayacak / Tarih sussa / Hakikat susmayacak. / Onlar sanıyorlar ki / Bizden kurtulsalar mesele kalmayacak / Hâlbuki bizden kurtulsalar / Vicdan azabından kurtulamayacaklar / Vicdan azabından kurtulsalar / Tarihin azabından kurtulamayacaklar / Tarihin azabından kurtulsalar / ALLAH’IN gazabından kurtulamayacaklar.”

Şiir bu… Gelelim şairimize… Tam adı Ahmet Sezai Karakoç. 22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya geldi. İlkokul eğitimini orada tamamladıktan sonra, parasız yatılı öğrenci olarak Maraş Ortaokulu’na kaydoldu. Lise eğitimini ise yine parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi’nde tamamladı. Babası ilahiyat eğitimi almasını isterken kendisi felsefe eğitimi alma düşüncesindeydi. Fakat ikisinin de isteği gerçekleşmedi. O, Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye bölümünden mezun oldu. Vergi memuru ve daha sonra maliye müfettişi görevlerinde bulundu. Edebiyata ve şiire olan ilgisi hiçbir zaman eksilmedi.

İlk yıllarda, “İkinci Yeni” diye adlandırılan şiir anlayışı ile yola çıkmışken daha sonra “Metafizik Şiir” anlayışında yol almaya başladı. Abdülhak Hamit ile başlayan, Mehmet Akif ve Necip Fazıl ile devam eden metafizik şiir anlayışına bağlı kaldı.

Emekli olup İstanbul’a yerleşince orada DİRİLİŞ yayınevini kurarak DİRİLİŞ adlı edebiyat dergisini yayınlamaya başladı. 1990 yılında “Güller açan gül ağacı” amblemli Diriliş Partisi’ni kurdu ve kurucu başkanlığını yaptı. Bu parti iki dönem üst üste seçime katılmayınca, kapatıldı. Ardından 2007 yılında bu kez “Yüce Diriliş Partisi’ni” kurdu. Fikir adamı olarak İslâm kültürü ve medeniyetinin yeni bir DİRİLİŞ hamlesiyle bu dünyada gerçek yerini alması gerektiğini savundu. Akif’in “Asım’ın Nesli” gibi, O da “Diriliş Nesli” yetiştirme düşüncesine sonuna kadar bağlı kaldı.

16 Kasım 2021’de geçirdiği bir kalp krizi sonunda İstanbul’da vefat etti. İçeride ve dışarda pek çok ödül kazanmış olan Karakoç arkasında çok değerli; şiir, hikâye, oyun, deneme, çeviri şiir, araştırma ve inceleme türünde onlarca eser bıraktı. Kendisini rahmetle ve saygıyla anıyorum.

NOT: Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversite yıllarında aynı kıza âşık olurlar. Uğruna şiirler yazarlar. Sonunda hiçbiri muradına eremez. Fakat geride edebiyatımızın en güzel aşk şiirlerinden biri kalır: Sezai Karakoç’un MONA ROZA adlı şiiri. Şiiri internetten bulup okumanızı öneririm.

Âşık oldukları kız öğrencinin adı ve soyadı şiirde şifreli bir şekilde kullanılmış. Onu bulmak sizin işiniz. Bir ipucu vereyim size: AKROSTİŞ… Şiirin hikâyesini bulup okursanız, Cemal Süreya’nın soyadındaki bir Y harfinin nereye gittiğini de öğrenmiş olacaksınız.