Asıl adı: Abdülkerim Korcan… 30 Ocak 1918’de Sakarya İli, Hendek ilçesi Aktefek köyünde dünyaya geldi. Çocukluk yılları, Adapazarı’nda geçti. Bu yıllarda, köyünün düşman işgaline uğraması nedeniyle ailesi Eskişehir’e gitti. Savaş zamanında düzenli bir eğitim alamadığından, Demiryolları Çıraklık Okulu’nda başladığı eğitimine yoksulluk nedeniyle ancak 4 yıl devam edebildi. Sonra; kahvede, köftecide garson; berber dükkânında çırak olarak çalıştı. Ailesi 1935 yılında İstanbul’a taşındı. Babası, Küçükpazar’da saat tamirciliği yaparken, Kerim Korcan da bir berberin yanında çalışmaya başladı.

1938 yılında donanma gemisi Yavuz’da yapılan bir arama sırasında abisi Haydar Korcan’da bulunan bazı kitaplar nedeniyle saatçi dükkânı da arandı ve dükkânda ele geçirilen kitaplardan ötürü, “yayımcılık yoluyla komünizm propagandası yaptıkları” iddiasıyla, Kerim Korcan da gözaltına alındı. Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı, Kemal Tahir başta olmak üzere, pek çok yazar ve aydının yargılandığı bu dava da en ağır cezayı Nazım Hikmet aldı: toplam 28 yıl ağır hapis… Kemal Tahir, Hikmet Kıvılcımlı, Haydar Korcan: 15’er yıl…

1938’de Donanma Kor Askerî Mahkemesinde isyan suçlusu olarak yargılanan Kerim Korcan ise on iki yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bir süre Yavuz gemisinde, Erkin denizaltısında, Sultanahmet cezaevinde kaldıktan sonra Sinop cezaevine gönderildi. Orada 10 yıl yattıktan sonra 1948’de tahliye edildi.

1953’te Zübeyde Hanım’la evlendi. Sabah, Yıldız ve Sema adlarında üç çocukları oldu. 1957’de Vatan Partisi yönetiminde görev aldı. Bu kez de TCK 141 ve 142’ye muhalefetten yargılandı ve 2 yıl hapse mahkûm oldu. Hapisten çıktıktan sonra artık tamamen edebiyata yöneldi. 6 roman ve 5 öykü kitabı yayımladı. Asıl ününü hapishaneleri ve mahkûmları anlatan şu üç kitapla kazandı: Tatar Ramazan, Linç ve İdamlıklar…

Başsavcılık Makamı Çocuklara Emanet
Başsavcılık Makamı Çocuklara Emanet
İçeriği Görüntüle

Tatar Ramazan 9 öyküden oluşan bir kitap… Bu öykülerin sekizi, aynı ortamda geçen farklı mahkûmların birbirleriyle kesişen öykülerinden oluşuyor. Bu kitapta; Mahkûmlar, gardiyanlar, koğuş ağaları ve hapishane müdürü ve diğer personel arasındaki güç ve çıkar çatışması ile cezaevlerinin içinde bulunduğu ağır koşullar; (dayak, kumar, rüşvet, esrar, iltimas, psikolojik baskı…) gerçekçi ve eleştirel bir bakışla ele alınmış ve işlenmiştir.

1969’da yayımlanan Tatar Ramazan ilk olarak 1976 yılında tiyatroya uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelendi. 1991’de ise bu kez beyaz perdeye taşındı ve Kadir İnanır’ın başrolünü oynadığı iki ayrı filmle gösterime girdi: Tatar Ramazan ve Tatar Ramazan Sürgünde… Film bir anda cesaretin ve başkaldırının simgesi oldu. Linç filmi de pek çok dalda ödüle değer bulundu ve en iyi 3. Filim olarak sinema tarihinde yerini aldı. O filmdeki başkarakter Arap Kadir de Tatar Ramazan kadar ünlü oldu.

Tatar Ramazan Sürgünde - Vikipedi

Yazar Kerim Korcan’a gelince… O, yarattığı kahramanların gölgesinde kaybolup gitti. Ne iyi bir eğitimi ne sigortası ne emeklilik maaşı oldu… Fakat kimseye minnet etmedi… Yazdıklarından kazandığı ile mütevazı bir yaşam sürdü ve nihayet 9 Kasım 1990 tarihinde, 72 yaşında, İstanbul’da terk-i hayat eyledi. Kendisini rahmetle ve saygıyla anıyorum.

TATAR RAMAZAN SÖZLERİ: “Bu dünyanın hesabı ahirete kalmamalı. Bir cezaevi müdürüne sormuştum, cezaevine esrara nasıl girer? Bilmiyor. Afyon için de aynı şey, bilmiyor. Bıçak nasıl girer, bilmiyor. İdare çekmiş bayrağı oturmuş müdiriyete, içeride bir dam ağası kan kusturuyor mahkûma. Devlet adil olduğu sürece güçlüdür. Hükümet adamları, kanun çerçevesinde kaldıkları zaman sözleri geçerlidir. Müdür bey, benim adım Tatar Ramazan. Ben bu oyunu bozarım!”

Tatar Ramazan'a ilham olan Kürt kimdir? - Mücadele Gazetesi